Açılış yazımda belirttiğim kimliğimi açıklamama mevzusunu ele almak istedim. Öncelikle bazı sorularım var:

- Siz kimsiniz?

Ya da kendime sorayım.

- Ben kimim?

Kendinizi tarif etmeye kalkarken neleri kullanıyorsunuz? Mesleğinizi? Statünüzü? Amaçlarınızı? Sahip olduğunuz maddi varlıkları? İsminizi? Belki soy ağacınızı? Doğduğunuz ulusu? Yaşadığınız mahalleyi? Belki de ırkınızı?

Sizi bir adaya götürsem, nüfus cüzdanınız olmasa, diplomanız olmasa, akrabalarınız olmasa, mesleğiniz olmasa, maddi varlıklarınız olmasa. Siz kimsiniz? sorusuna ne gibi bir yanıt verirdiniz? Bunlar olmadan varlığınız ortadan kalkar mıydı?

Ben bu soruyu kendime ilk sorduğumda bir yanıt veremedim. O kadar alışmışız ki insan elinden çıkma kavramlarla kendimizi tanımlamaya. Sonra heralde şu yanıtı verirdim diye düşündüm: Sadece bir adam…

Kimlikler benim düşünceme göre birer maskedir. Ve hayatta insanlar kendi algıları doğrultusundaki maskeleri görür ve o maskeler ile muhattap olurlar. Benim de maskelerim var. İsmim, çalıştığım firma, ailem, çevrem, vs vs vs… Kendimi, katman katman karşımdakilerin algısının seviyelerini yaklaşık olarak tahmin ettiğim kadarıyla açıyorum – herkes gibi -. Kimileri bilinçli yapar, kimileri bilinçsiz. Ama herkes maskelerini kullanır.

Daha fazla uzatmayayım. Bu blogda yazılanlar herkesin hazır olmadığı mevzulara parmak basacaktır. Çünkü bu blog bir aileye, bir ülkeye, bir ırka, bir ideolojiye ait olmayı lüzumsuz gören bir adamın ürünüdür. Bunları bir kimlik altında dile getirmek, o kimliğe ait maskelerin işlevlerini yitirmesi ve büyük bir atalet ile karşılaşması anlamına geldiğinden dolayı sadece “bir adam” olmayı sürdüreceğim.Bu noktada “akıntılara direnerek ilerlemek” ile “akıntının içinden geçip gitmek” arasında yapılacak tercihin rolü büyüktür. Akıntılara direnerek ilerlemeyi tercih eden birisi kimliğini ifşa edebilir ve bunun sonucunda gereksiz “ego savaşları”na enerjisini harcamak durumunda kalır. Ben açıkçası diğer seçeneği tercih ediyorum ve açıkçası huzurun, hümanistliğin, tüm insanlığı kucaklayabilmenin bu seçenekte yattığına inanıyorum.

Kimliksiz bir adam… Belki korkaklık, belki de gerçek güç… Tüm yanıtlar “Kamui Teorisi” ile yıllar sonra verilecek ve sizler de okuyor olacaksınız…